Taş Kahve (Blog)

  1. Gitmek…

    Date 12 Jan 2018
    Sen de gidiyorsun. Öyle ya da böyle herkes gidiyor. Dur diyemiyorum, gitme diyemiyorum. Git diyorum, haklısın diyorum, hayırlısı olsun, hayırlara git diyorum Böyle söylemek zorunda kalıyorum, yalan söylüyorum.***Bundan çok yıllar önceydi. Aynen senin gibi, aynı sebeplerden ben de gitmiştim. Hem de tamı tamına aynı günlerde.Memleketin en kötü günleriydi. Gitmiştim, neşeyle,…

  2. Geçmişe Açılan Kapılar - 1

    Date 12 Jan 2018
    Canı acırken, koştururken Kir pas içinde kalırken gönül Ey ruh eşim… Bataklıkta adım atmaya benzer bazen yaşamak. *** Bir girdap alır götürür benliğimi sozsuzluğa Gücün güçsüzlüğünde Günün ilk ışıklarının göz yakan acısında Saatlerin, zamanın acımasız cesaretinde İhanetinde… *** Varlığın, yokluğun kıyısında Kıyasıya Kıymaya… Kıyama… *** Ey gönlümün efendisi Ey kudretin…

  3. Zaman Durur Mardin’de - 1

    Date 12 Jan 2018
    2002 senesinde Mardin’de çektiğim bir fotoğraf. Fotoğraftaki yer Cercis Murat Konağı. Fotoğrafta görünen teras artık camlarla kapatılmış, tepesi örtülmüş vaziyette ve restoranın ana mekânı olarak kullanılıyor Konak Mardin’in en önemli mimarlarından Sarkis Bin Lole tarafından yapılan onlarca eserden biri. Buraya kadar iyi hoş ama bu fotoğrafta hep içimi burkan bir…

  4. Fotoğraflardaki Sır

    Date 12 Jan 2018
    Bundan birkaç sene önce Cumhuriyet Dönemi fotoğrafçılarından olan büyükbabamın fotoğraflarının arasında 5,5x9cm ve 6,5x10cm boyutlarında birkaç fotoğraf buldum Fotoğraflar hemen ilgimi çekti, çünkü hepsi Mardin’de çekilmişti. Bunlar o güne kadar nasıl dikkatimi çekmemişti? Onca kez büyükbabamın fotoğraflarını didik didik etmiş ama bunları fark etmemiştim. İşin ilginç tarafı, hepsi de bir…

  5. Su, Ekmek ve Tuz

    Date 12 Jan 2018
    Hep böyle kalayım ben Sırt çantam, su, ekmek ve tuz… Yeter… Bilirsin taktım mı kafaya bir şeyi yaparım. Engel tanımam. Hele de yanımda su, ekmek ve tuz varsa… Bir de sırt çantam… Dev gibidir sevdalarım. Çağ yangınları gibi… Mutlu olmalısın aslında eğer sen de varsan sırt çantamda! Bir de su,…

  6. Bu Bir Veda Değil…

    Date 12 Jan 2018
    Bu bir veda değil, kocaman bir selam sana… Gencecik bir insana kucak açan, bağrına basan, kendini oraya ait hissetmesini sağlayan bir ülke yaratmıştın. Hayatımın en güzel günlerini Küba’da geçirdim ben. Kafamdaki soruların cevabını bulduğum, dünya görüşümü oturtma imkanını yakaladığım, içimdeki gerçek insanı ortaya çıkartan bir ülkede… Senin ülkende… Kendimi hep…

  7. SKALİTE Turizmde Kalite Ödülü

    Date 12 Jan 2018
    Yaklaşık 89 ülkede temsil edilmekte olan SKAL International, 81 yıllık geçmişiyle dünyanın en köklü sivil toplum örgütü olduğu gibi, seyahat ve turizm sektörünün tüm branşlarını çatısı altında toplayan da tek uluslararası organizasyondur Yapılanmaları, üyeleri ve projeleriyle dünyanın en büyük SKAL kulübü olan SKAL International İstanbul, 1998’den bu yana her yıl…

  8. Yazmak… Ama Neden, Neyi ve Nasıl Yazmak?

    Date 12 Jan 2018
    “Yazmadan yaşamayı becerebileceğini sanıyorsan, yazma.” (Rilke)  “Yazmak… Ama neden, neyi ve nasıl yazmak?” Bu soruyu kendime ne sebeple sordum gene? Kendimle yüzleşmek amaçlı mı? Bilmiyorum. Ağustos ayının sonlarına doğru 1 eylül 2005’te en sevdiğim yazarlardan biri olan Gabriel García Márquez’in ‘Anlatmak İçin Yaşamak’ kitabının piyasaya çıkacağı haberiyle bir ilgisi var…

  9. Nedir Sizin İçin 14 Şubat?

    Date 12 Jan 2018
    Sahi, nedir sizin için 14 Şubat Kiminiz, son yıllarda dayatıldığı biçimde “Sevgililer Günü”, kiminiz “Aziz Valentine Günü”, kiminiz “Dünya Öykü Günü”, kiminiz “Kadınların Şiddete Karşı Sesini Yükseltme Günü” diyeceksiniz. Kiminiz de “hepsi” diyeceksiniz belki. Neden olmasın? İlginç bir sentez olurdu! Ben hatırlarım, bundan yıllar önce 1980’lerin başlarında - meselâ Avusturya’da - Aziz…

  10. Kardan Adam

    Date 12 Jan 2018
    Eski bir 14 Şubat yazım… Gene eve kapandım. Ama bu sefer biraz daha tedbirli, belki de daha şanslı olarak. Bu sefer İzmir’den “hangi uçak olursa olsun uçarım, yeter ki varayım İstanbul’a” düşüncesiyle değil, sabahlara kadar havaalanlarında ve yollarda sürünerek değil, evde camdan baka baka karşıladım karı. Bu sefer de geçen…

  11. Hoşçakal Ayışığım!

    Date 12 Jan 2018
    Yapayalnız kaldım öyle buz gibi taşların üstünde Önce içim ürperdi, sonra ayaklarım üşüdü… Hiçbir şey ısıtamadı beni, donup kaldım. Yapayalnız… Halbuki bir sürü kadın var içimde. Hepsi ağlıyor, hepsi yasta… Hangisine yetişeyim? Ya ben ne yapayım? Hoşçakal Ayışığım! Gitmezsin sanmıştım… En azından böyle veda etmezsin sanmıştım. Sen gittin, Ben de…

  12. Teşekkür Ederim Hrant

    Date 12 Jan 2018
    Canımın ta içi… Gideli, bizi burada karanlığın ortasında, yağmurun, karın altında yapayalnız bırakıp gideli tam tamına yedi yıl olmuş… Nasıl geçiyor zaman… Sensiz hep bir şeyler eksik. Gülüşün eksik, sesin, soluğun eksik… Sensiz hayat kırık, topal, yarım… *** Sevgili dostumuz Orhan Alkaya ne güzel yazmış bugün seni. Evrensel Gazetesi’nde herşeyi…

  13. Hoyrat Gece

    Date 12 Jan 2018
    Militan bir sevgiydi… Hoyrattı…  Bir o kadar da duygu dolu, kırılgan. Koparacaklar benden diye korkarak gecenin karanlığına, yağmur bulutlarının içine saklardım sevgimi. Bazen gecenin karanlığını, bazen de bulutları örterdim üstüne hafifçe, uykudaki yüzüne bakarak, nefes almaya bile çekinerek, seni uyandırmaktan korkarak. Belki de bu büyü biterse diye korkarak. Artık geceyi…

  14. Üşüyorum (*)

    Date 12 Jan 2018
    Çömelip kalmışım olduğum yerde.  Soğuk… Çok soğuk… Üşüyorum… Sensizlik, hasret… Renksiz her şey. Çömelip kalmışım olduğum yerde. Taş soğuk. Canımı yakıyor… İliklerimde hissediyorum, üşüyorum. Yere takılıyor gözüm. Kanın rengi taşın rengine dönmüş. Etrafıma bakıyorum. Duman var havada, sis, pus, korku, pusu, kurşun, kan, ihanet, acı… Her şey renksiz. Sislerin ardında…

  15. Hrant’ı Okumak ve Okuduğunu Anlamak

    Date 12 Jan 2018
    Hrant Dink barış adamıydı. Dostluk, kardeşlik, birlikte yaşamak, eşitlik kavramlarını en güzel anlayan ve anlatan adamdı Ama ne yazık ki bu birilerinin hiç de işine gelmedi. Göz göre göre, 2004 senesinden başlayarak, iki sene önce AGOS gazetesi önünde kalleşçe katledilişine kadar geçen zamanda tehditler ve her türlü saldırı karşısında yalnız…

  16. Avucumdaki Yürek (*)

    Date 12 Jan 2018
    Avucuma bir yürek kondu… Dünya güzeli, kocaman, yüce bir yürek… İnanamadım, bakakaldım Sonra yumuşacık kavradım Seyrettim uzun uzun, nasıl attığını inceledim Sustum, nefesimi tuttum o atışları duymak için Kulaklarım sağır oldu, tüm dünyayı kapladı o atışların sesi… Dokundum ona Sıcaklığını hissettim elimde O sıcaklık tüm vücuduma yayıldı ve benim yüreğimi…

  17. Gecikmiş Bir Mektup

    Date 12 Jan 2018
    Karanlık kendi içinde ilerlerken Hep karanlığa karışır. Yetmez kolların sarmaya sevdiğini Ararsın boşuna aydınlığı Bir yaprak hışırtısı gibi Rüzgârında dalların… Gece kara Gözler kara Uyku kapkara Kaçsan gitsen buralardan Bu dipsiz derin kuyulardan Siler bellekleri gece Anlamsız kıvrımlarında hayatın Ama inadına meyve verir ağaç  Sen yüreksizliğine ağla Akıt gözyaşlarını Yalancı

  18. Güvercinime Güvercin Postası

    Date 12 Jan 2018
    Hrant Beni vurdular. Sana isabet etmeyen o dördüncü kurşun geldi tam benim kalbimin orta yerine girdi ve paramparça etti kalbimi, sonra da yoluna devam edip beynime saplandı. Orada duruyor. Hiç çıkmayacak. Beni de vurdular Hrant. Senin vurulduğun an, beni de vurdular. Seni tanıyan, tanımayan, anlayan, anlamayan, anlayamayan herkes bir şeyler…

  19. Bozkırdaki Otobüs - 4

    Date 12 Jan 2018
    SICAK Güneş bembeyaz bir sıcaklıkla yakıp kavuruyordu uçsuz bucaksız bozkırın orta yerinde… Eski bir kırmızı otobüs durdu uçsuz bucaksız bozkırın orta yerinde tozu toprağa katarak…  Uçsuz bucaksız bozkırın orta yerinde duran otobüsün kapısı açıldı… Motoru hırıltıyla çalışıyordu… Açılan kapıdan ince topuklu kırmızı bir ayakkabı bozkıra bastı. İkinci ayakkabı da birincinin…

  20. Bozkırdaki Otobüs - 3

    Date 12 Jan 2018
    GÖZLÜK (Bir yol hikâyesi) Kadın otobüsün camından yorgun bakışlarla dışarıya baktı. Yolun kenarındaki otlar ilgisini çekti. Otobüs durmadan ilerliyor yoldaki çizgi hiç bitmek bilmiyordu. Neden bir numaralı koltukta oturuyordu? Normalde cam kenarı sevmezdi. Öyle bir anda oluvermişti işte, bilet alırken ‘bir numara müsait’ diyen görevliye, ‘tamam’ deyivermişti. Neyse, olmuştu artık.…

  21. Bozkırdaki Otobüs - 2

    Date 12 Jan 2018
    KUM FIRTINASI Düşüncelerim rüzgâr olsa, üflesem ta uzaklara… Gözlerimi kapatıyorum. Gene o bozkır, gene o otobüs. Ayağımı basmadan üstünden kayıp gittiğim toprak gibi akıp giden zaman içimi acıtıyor. Sapsarı bir ışık gözümü alıyor. Camdan dışarı bakıyorum. Düşüncelerim rüzgâr olsa, üflesem ta uzaklara… Evet, bu sefer düşünüp düşünüp susmayacağım… Haykıracağım, bağıracağım,…

  22. Bozkırdaki Otobüs - 1

    Date 12 Jan 2018
    BENİM FİLMİMİN MÜZİĞİNİ SEN YAP MÜZİK TANRISI Arto Tunçboyacıyan’a… Benim filmimin müziğini sen yap Müzik Tanrısı…  Sen denizi taşı bozkırlara, Denizi taşı dağlara. Senin müziğin olsun filmimin müziği. Bir beste yap, Bozkırları getirsin yatak odamın penceresine Hüzün dolsun içeri Toz, toprak, duman dolsun Essin rüzgâr ortalık karışsın. Otobüs ilerlerken bozkıra doğru Düşer yorgun başım omzuna Ay…

  23. Güneşe Yazılan Yazılar - 6

    Date 12 Jan 2018
    GÜNEŞE VARMAK Tek bir gözyaşım vardır benim, tek bir damla… Ey güneş… Sen, İkaros’u hatırlar mısın? Hatırlar mısın seni aşıp, kanatlarını başına çalıp sonra da Arşipel’in dibini boylayan İkaros’u? İkaros öleli binlerce yıl oldu. Sevgiyi yaşadı, ihaneti yaşadı. Göze aldı seni aşmayı. Binlerce yıl önceydi… İkaros benim tüm kuşlarımın kanatlarını…

  24. Güneşe Yazılan Yazılar - 5

    Date 12 Jan 2018
    ZÎN’İN GÜNEŞİ Ey benim kara kaşlım,  Katran karası saçlım,  Ey benim gece gözlüm…  Sen ey doğunun şahsüvarı, Güneş ol, doğ gönlüme. Ben girmem kara topraklara, Sen kalk gel, uzan yanı başıma.  Gel ki, ay ve güneş gibi âlemi aydınlatalım. *** Aşk kalemiyle yazıldı bu sevda. Seni gördüğüm anda Kıyamet koptu…

  25. Güneşe Yazılan Yazılar - 4

    Date 12 Jan 2018
    ÇAĞ TUFANI Güneş son ışıklarıyla akıllara durgunluk veren bir renk cümbüşü yaratmıştı Mezopotamya ovasının üstünde. Renkler güneşe tapınır gibi dans ediyorlardı. Çocuklar top oynamayı, tarladaki adamlar ellerindeki orakları, kadınlar terasta astıkları çamaşırı, yaptıkları yemeği bırakmış ellerini gözlerine siper etmiş ovadaki bu dansı seyrediyorlardı hayran hayran. Mezopotamya ovasında zaman durmuştu sanki……

Using Format