Menu:





Bloglarım

- Taş Kahve
- Not Defteri
- Taş Meyhane
- Mardin
- Vegan

Sitelerim

- Taş Meyhane



TAŞ KAHVE SOHBETLERİ


Olmazsa olmazlarımdan biridir yazmak...
Yazmak benim için yaşamak.
Yazmak, inci gibi harflerin ardı ardına dizilip sözcükleri, sözcüklerin cümleleri, cümlelerin dünyaları oluşturduğu bir süreci düşündürür.
Okuma alışkanlığının dibe vurduğu bu çağda insanlar aynı hızla yazma alışkanlığını da yitiriyor.
Herkesin el yazısı ne kadar çirkinleşti, sözcükler nasıl da özensizce ve yanlış kullanılıyor.
Güzelim dilimizde bir şeyi anlatmaya çalışırken en iyi niyetli kavramları, sözcükleri bile ters anlamlarıyla kullanıyoruz.
Dilimizi boğuyoruz, yok ediyoruz.
Böyle bir çağda, bu şartlar altında yazmak, bir şeylerin güzel olabildiğini, olabileceğini, herşeye illa ki ters tarafından bakmanın çözüm olmadığını anlatmak için yazmak beni mutlu ediyor.
İnsanlara 'Savaşa hayır' yerine 'Barışa evet' demeyi denemelerini yazmak benim de nefes almamı sağlıyor...

Geziyorum, yiyorum, içiyorum, ağlıyorum, gülüyorum, mutlu oluyorum, acı çekiyorum... Yazıyorum...

Yazdıklarımı Taş Kahvelerde, Taş Konaklarda paylaşıyorum.

Yazılarımdan bazılarını aşağıda okuyabilir, diğerlerine de www.guvercinevi.net adresinden ulaşabilirsiniz.

Bir kahve içimi beklerim.
Her zaman...


BENİM FİLMİMİN MÜZİĞİNİ SEN YAP MÜZİK TANRISI


Benim filmimin müziğini sen yap Müzik Tanrısı
Sen denizi taşı bozkırlara,
Denizi taşı dağlara. ---> devamı

İĞDE AĞACINA GÜZELLEME YA DA CUNDA'NIN KEDİLERİ


Saat altı olmuş ama etraf çok aydınlık, güneş hâlâ tepede. Cunda akşama hazırlık yapıyor. Tüm restoranlarda masalar hazırlanıyor. Buraya ait olmadığı fazlasıyla belli olan insanlar bir oraya bir buraya yürüyor, önümden geçiyorlar. ---> devamı

KARDAN ADAM

Paul Auster'in eşliğinde geldi kar. Kehanet Gecesi'ni okurken bastırdı. Kar kitaba, kitap kara zevk kattı. Uykusuz gecelere, televizyonun önünden New York'a uzanan uzun saatlerde Kıbrıs konusunda bundan sonra neler olacak acaba diye düşünmelere, sabaha karşı kanepenin üstünde uyanmalara eşlik etti kar. ---> devamı

NEDİR SİZİN İÇİN 14 ŞUBAT?

Kiminiz, son yıllarda dayatıldığı biçimde "Sevgililer Günü", kiminiz "Aziz Valentine Günü", kiminiz "Dünya Öykü Günü", kiminiz "Kadınların Şiddete Karşı Sesini Yükseltme Günü" diyeceksiniz. Kiminiz de "hepsi" diyeceksiniz belki. Neden olmasın? İlginç bir sentez olurdu! ---> devamı

SEVGİLİM MARDİN - 1

Cercis Murat Konağı'ndan, Kasımiye Medresesi'nden, Postane'den, Zinciriye Medresesi'nden, Şehidiye Camii Medresesi'nin tepesinden, Marangozlar kahvehanesinden ya da başka bir yerden... Akşamın Mezopotamya ovasının üstüne inişini seyredin. Güneşin, kızıla boyadığı taş evlerin üzerinden size veda edip yerini geceye bırakışını mutlaka bir yerlerden yakalayın. ---> devamı

SEVGİLİM ANADOLU - 1

Balıkçı hep şöyle der: "Kuşaklarca tekrarlana tekrarlana insanoğlu kafasına sağlamca oturagelmiş yargıları eleştirmek, protesto kıyametlerini davet eder. Bu protestolara karşı yek at yek mızrak çıkanlar, yargılarının dayanaksız kalmamasına dikkat etmelidirler." ---> devamı

GEL YİNE... GELECEĞİM

Daha uçaktan belli ediyor kendini Hayastan'ın renkleri. Giderek altımızda yükselen dağların kahverengiliği ve yavaş yavaş beyazlaşan tepeler Ararat'a yaklaştığımızın müjdecisi. Birşeyler var o dağların, o dağ hüznünün ardında. Bunları bulmaya gidiyorum Hayastan'a. Biraz sonra Ararat beni selamlıyor. ---> devamı

GÜVERCİNİME GÜVERCİN POSTASI

Beni vurdular. Sana isabet etmeyen o dördüncü kurşun geldi tam benim kalbimin orta yerine girdi ve paramparça etti kalbimi, sonra da yoluna devam edip beynime saplandı. Orada duruyor. Hiç çıkmayacak.
---> devamı

GECİKMİŞ BİR MEKTUP

Bakıp sana hasret gidereyim
Sevginden sarhoş öleyim kapında... ---> devamı

AVUCUMDAKİ YÜREK

Avucuma bir yürek kondu...
Dünya güzeli, kocaman, yüce bir yürek... ---> devamı

RUH HIRSIZI EBRU USTASI

Hüsnü Şenlendirici'nin yaptığı müzik asla bir mozaik değil. Çok yanlıştır şu mozaik tabiri. "Türkiye Mozaiği", "Kültür Mozaiği" falan filan. Mozaik, kenarları, sınırları olan, asla dışarıdan bir başka şeyi içine almayan sert bir madde. Ebru sanatı ise, akışkan, birbirinin içine geçebilen ve bunu kaldırabilen, taşıyabilen ama bir o kadar da zor ve öyle her babayiğidin harcı olmayan bir sanat. ---> devamı

YAZMAK... AMA NEDEN, NEYİ VE NASIL YAZMAK?

"Yazmadan yaşamayı becerebileceğini sanıyorsan, yazma." (Rilke)
---> devamı